dünyayı kurtaran adam
zannedildiğinin aksine filmde ne naylondan ne de tahtadan uzay gemisi yoktur. görülen tüm uzay gemileri o zaman için çok şık tasarımlara sahiptir. niye? çünkü uzay gemilerinin bulunduğu tüm sahneler star wars bölüm ı'den "ödünç" alınmıştır. hakkında yazılanlara bakılırsa filmin izlenmeden yorumlandığı aşikardır. izleyenler içinse dumur -eğer jeneriği saymazsak- filmin başında türkan şoray filmlerinde babacan adamı seslendiren zat tarafından anlatılan akla zarar senoryonun dinlenmesiyle başlamıştır bile. baba bu metni ağdalı mı ağdalı türkçesiyle okurken star warsdan bolca esinlenilen bölümler gösterilir. baba "dünyadaki nükleer silahlanma sonunda bir felakete yol açmış ve dünya parçalara ayrılmıştır" derken star wars'daki ölüm yıldızının prenses laylanın gezegenini yokettiği sahne gösterilir mesela. bi de bu baba kafayı toza takmıştır. bi' toz oldu der, bi toza dönüştü, sonra döner parçalara ayrıldı. tabii ki her kıt akıllı filmi algılayamaz. muazzam bir zeka ve beyin gerekir bu metni algılamak için. ardından çıkagelen corç arkın ve aytekin amcam gemiler içinde savaşırlarken görünürler gayet soğukkanlı. biri yükseldiğini haber verir merkeze öbürü alçaldığını (bu sahneler muazzamdır, derhal izlenmelidir). bilinmeyen güç bunları çekmeye başlar ve babalar uzaydan "göremeye" düşerler. işte bu nokta benim isyan ettiğim noktadır. çünkü bu süper iki adam gemiyle düşmezler, öyle bildiğiniz gibi, damdan düşer gibi düşerler. toprağın altından çıkma sahnesi ise akıllara durgunluk verir. ne tesadüftür ki iki babayiğit uzay türkü yanyana düşmüşlerdir. cüneyt arkın aytekin amcala taşak geçer sürekli, kafayı takmıştır buna, çapkınlığın aşağı, hatunlar yukarı. tüm film boyunca "yeter ulan bayat bakla" diye isyan edeceğini beklediğimiz aytekin amcamda peygamber sabrı vardır, zira kafa göz dalmaz buna. o sırada üzerlerine hatunların gelmesini temenni eden filinta gibi delikanlılar (ulan uzaya gitmiş adam hala dam peşinde), karşılarında muhtelif renklerde pufidik uzay domatesi adamlarla karşılaşırlar. haliyle bunları hakladıktan sonra filmin kayışı iyice kopar ve hatırlayıp anlatmak imkansız hale gelir. artık zihninizde sadece belli belirsiz kareler kalmıştır ve bi süre sonra beyin amcıklamasından ölmeseniz dahi artık olduğunuz eski insan değilsinizdir. benim aklımda kalan bu karelerden biri ise yaşlı bilge adamın cücüyü hacı bektaşın türbesine götürüp müslümanlığı anlattığı sahne, bir diğeri ise adıyamanlı çocuklardır. bunları toplarlar kötü robotlar, mumyalar yahut domates pufidikleri, beyinlerini sıkmak yöntemiyle öldürürler. hele o, yönetmenin muhtemelen aynı anda bir battalgazi filmi çektiğinden olsa gerek , arada şaşırıp sahneye atlılar girer ellerinde mızraklarla. niye diye bir soru filmden daha absürd kaçacağından sorulmaması tercih edilir. bi de bi hatun vardır sarışın, film boyunca tüm aktivitesi gülümsemektir. cücü bunu anlından öper önce sonra dudaklarına bir buse kondurur.
en can alıcı repliklerden biriyse bunlar kaya dövmekten geldikten sonra cereyan eder. kendisi:
aytekin amcam: of! çok acıktım bu antrenmandan sonra
çocuk: yemek hazır, ablam yaptı
aa: ne var yemekte
ç: böcek kızartması, yılan yahnisi
aa: ıyy! yemem ben onları
cücü: yemezsen yakışıklılığın bozulur sonra
eğer bu sözleri kafanız kaldırabildiyse filmi izlemeye devam edersiniz kaldıramazsa bir fatal erör alınması kaçınılmazdır.
peki film neden kötü bir filmdir? imkansızlıklarıyla, yetersiz bütçesiyle ve detaylarla çekilen bu filmi komik, absürd ve kötü yapan şey ise saydıklarım değil; senaryosu, oyunculuğu, yönetmenliği ve bilimum teknik detaylarıdır. film boyunca kimse işini düzgün yapmamıştır. ne montajında, ne de ışıkçısında iş vardır. film boyunca gördüğümüz 1000 yaşındaki kötü adamın maskesi bi' kaybolur bi' görünür. kötü adam bi' dünyayı yokedin yok edin dünyayı diye haykırır, ardından, dünya, artık avuçlarımdasın. seni ben yöneteceğim diye nidalar atar. cücünün geldiği yer midir dünya yoksa düştükleri yer midir? kötü adam cücüyle arkadaşının beynini istemektedir aslında ama ikisi de elindeyken taşak geçer bunnarla salıverir biyerde. madem götünü yırtıyosun beyin beyin diye al işte mına koyim çatlatma adamı şeklinde saçlarınızı yolarsınız. taşlar niye patlamaktadır? aytekin amcam niye bi ara kafayı üşütüp (aklını yıkadıklarından sonrakini demiyorum) şu atışmaları yapar cücüyle:
aa: sen kendini dünyayı kurtaran adam mı zannediyorsun?
cücü: senin kendini çapkın sandığın kadar (takmış mına koyim herifin yakışıklılığına çapkınlığına)
hristiyanlıkla ilgili bişeyler anlatılır bi kösesinde filmin. o niyedir? ve ne anlatılır orda?
bu sorular , domates adamlar, mumyalar, adıyamanlı çocuklar, sarışın karı, ölüm yıldızı, star wars, atlılar, peri bacaları, piramitler, hacı bektaş veli (ve türbesi), 1000 yaşındaki adam, güzel kraliçe, hiyeroglifler, milenyum falkon, imparatorluk kruvazörleri ve filmi beğendiğini söyleyen, "sinema sanatı açısından" övgüler yağdıran arkadaşınız gece rüyanıza girer ve ertesi gün uyandığınızda elinizde altın testere şeklindeki kılıçla altın eldiven ve botlarınızı giyinip beyin kanı içen adamın verdiği dersi dinlemek üzere atla ürgüp'ten mısıra doğru yola koyulursunuz.
karşıma bir cin çıkarsa ilk olarak bu filmi hiç izlememiş olmayı dileyeceğim, emin olun.
"artık ben eskisi kadar çapkın değil miyim neyiim yoksa?!!!"












Yeni yorum gönder