ölümsüzlüğe övgü
Olanlar bir yandan olmaya devam ederken, ben kendimi her zamanki gibi olmuşların nedenlerini soruşturup cevaplarını araştırırken buldum. Öyle ki, hiç şekilci bir insan değilim. Tabi zorlamamk lazım yazı akmayınca, paragrafın sonu geldi nitekim. Sıradaki paragrafsa şöyle;
Hmmm, bu aralar kendimi biraz nemli hissediyorum, o kadar uğraşıp özellikle insan kendini kurutmaya çalıştıktan ve bir yerde bunu başardıktan sonra nemlenmek çok hazin gelir diye düşünebilirsin ama yanılgıya düşme peşin fikirli olup derim canım benim. Aslında suya mı girmeli, tümden sırılsıklam olmak için onu da bilemiyorum ama sanırım halimden memnunum. Bir tek takıntım var beni korkutan, o da ölümsüzlük.
Bak herkes ölür dediğini duyar gibi olmadıysam neyim, "hayır ne münasebet, münasebetsiz şebek" dediğini bunun üstüne duyduğumdan eminim, niye? Çünkü küstah tosbağanın tekisin de ondan. Herkes ölmez, parası olan yaşar. Ciddiyim bu konuda, eğer çok param olursa, yakın gelecekte piyasaya çıkacak olan hücre yenileme (cell refreshment (!) ) teknolojisinden faydalanabilirim. Hoş, o yakın gelecekten biraz uzak olan, biraz uzak gelecekte, bu teknoloji sıtandarıt bir prosedür olacak amma velakin, ben o era'ya erişemeyeceğimden henüz süper zenginler yaptırabilirken yetişebilirim gibime geliyor. Hani mesela şimdi zenginler tam ölüm anında kendilerini sonradan götlerine kazık sokulmak üzere dondurtuyorlarya, işte biz şimdi onu nasıl yaptıramıyorsak, o zaman da fakirler yaptıramayacak. Pis fakirler ...
Bu yenilenme muhabbetinden sonraysa hiç merak etme, çeşitli değişik teknolojiler sayesinde bilincimizi bir şekiilde varetmenin bir yolunu bulacağız elbette, bir bakarsın marsta kolonileşmişiz. An olmuş Atatürk'ü diriltip rakı içmişiz kendisiynen. Bunlar uzak şeyler değil, ben bunları şimdilik garantiledim de benim derdim başka.
Benim son zamanlarda en çok kafama takılan şey şu, sonsuz yaşam ne kadar mümkün. Yani tamam ben her türlü yaşayacağım evren varoldukça zaten ama, canım bu evren de kaynaklarını umarsızca harcayıp kendi kendine durmadan genişleyip duruyor. Misal, bizim güneşimiz 5 milyar yıl sonra patlayıp önce kırmızı bir deve, sonra beyaz bir cüceye dönüşecek, o patlama esnasında dünya da yanıp kül olacak. Diyebilirsin ki e dünya yok olursa sen çoktan ölüp gitmiş olacaksın. Sana sadece gülüyorum, ha ha ha.. Bak nasıl da güldüm. Yahu hiç olur mu öyle şey? Robot diye bir teknoloji var. Konumuzla şöyle bir alakası var canım (ne alakaymış, hıh!): Sen bu robotları önceden programlayıp salıyosun evrene ve onlar senden önce tüm yaşanabilir gezegenlere gidip bizim ziyaretimiz için hazırlıkları yapmaya başlıyorlar. Örneğin oksijen az ise bitki yetiştirip atmosferin bizim yaşayabileceğimiz hale gelmesini sağlıyorlar. Ya da içinde yaşamamız için binalar, evler yapıyorlar. Üstelik her gittikleri gezegende, o gezegenin kaynaklarını kullanarak kendileri çoğaltıyor ve uzayın farklı yönlerine doğru bu yeni birlikleri gönderiyorlar. İşte bu yöntemle, insanoğlunun tüm samanyolu galaksisine yayılması yaklaşık 400 milyon yıl sürecek gibi gözüküyor. Sanırım birkaç milyar sene içinde de andromeda gibi diğer galaksilere de yayılmış olacağız. Üstüne üstlük evrenin bükümlü yapısı sayesinde bu galaksiler arasında kısa yollar keşfedip, ulaşımı kolaylaştıracağız da. Tabii tüm bunlar olup biterken insan ırkı farklı şekillerde evrimleşmeye devam edecek ve bir noktada farklı türlere dönüşecekler. Belki de birbirlerinin varlıklarını unutup diğerlerini gördüklerinde farklı türler zannedecekler. Aman tanrımm!! şimşek çaktı! O zaman ya biz başka gezegenden geldiysek buraya hımm? Ya aslımızı neslimizi unuttuysak! Saçmalama! Paleontolotilitik devre ait bi sürü kanıt var ortada insanın evrimleşmesinin nasıl olduğuyla ilgili. Herneyse konuyu çok dağıttın.
Hah, diyordum ki güneş 5 milyar yıl sonra sönene kadar atı alan üsküdarı çoktan geçecek deyimini bir bilim kurgu hikayesinde kullanan ilk insan olmanın verdiği mutlulukla sana beş milyar senede neler olacağını aşağı yukarı özetlemiş oldum. Şimdi biz hikayenin şurasındayız, muhtemelen bilincimi ben bi robota falan aktarmış olurum gibime geliyor bir milyar yıl sonra, çünkü insan bedeninin farklı koşullarda uyum sağlama güçlüğü çekeceğini düşünüyorum. Tabi normal şartlarda kullanmak üzere bugünkü vücudumdan da her daim yanımda bir adet gezdirmek isterdim doğrusu. Herneyse, işte tüm bunlar olup biterken benim bir sürü öğrenecek şeyim olacak, bir sürü yer gezip göreceğim, binlerce hayat yaşayacağım. O kadar uzun süre yaşamanın sıkıcı olacağını hiç sanmıyorum, sen bakma o "sonsuza kadar yaşamak ister miydiniz" sorusuna "Ay asla!" cevabını veren yalancı dümbeleklere. Herkes böyle birşeyi yaşamak ister. Pekiii, ya evrenin sonu geldiğinde ne olacak? İşte bu çok fena, çünkü bu yaklaşık 100 milyar sene sonra olacak. 100 milyar sene bana yeter mi sence? Hmmm.. Ortalam 50 sene yaşayan insanlar o gün aklıma gelirse belki varlığımın son bulacak olmasının acısı bir nebze azalır, bilemiyorum, belki de layn ölmem ben geberdi onlar! derim. Belki de o gün geldiğinde bir başka evrenin varlığı keşfedip bilincimi oraya aktarabilirim.
Peki, ya oranın da bir sonu varsa?












Yeni yorum gönder