yaşamın temel kuralları
öyle ya da böyle yaratılmış bi dünya neticede mevcut ve biz de baskın tür olarak yaşıyoruz. temel soru niye yaşadığımız. yani niye? neden "yaşam" adını taktığımız bu olgu böylesine "yaşam" dolu ki? neden uygun şartları bulduğu anda hemen oluşuveriyor? neden uygun şartları hazırladığında hayatsal protein zincirleri oluşturmak üzere basit yapılı aminoasitler oluşuveriyor ve sonra birleşip milyonlarca yıl sonra bizi yaratıyor? yaşam kendini yaratmak için niye bu kadar götünü yırtıyor? niye tek hücreli bi yaratık bile varlığını sürdürmek için bütün varlığını ortaya koyuyor? ölmemek için harcanan bu çaba niye? ben işin felsefesinde değilim. tamamen bilimsel izani bir sorunun cevabının peşindeyim.konuyla ilgili bir ayrıntıyı atlamadan geçemeyeceğim.
bir bilim adamı sinekler üzerinde bir deney yapıyor. düzenli olarak ergenliğini tamamlamış sineklerin çiftleşmelerini engelliyor. daha sonra bu çiftleşme zamanlarını gerekenden fazla uzattıktan sonra yani bu sinekleri çiftleştirerek onlardan yeni nesiller üretiyor. bu işlemi nesiller boyu sürdürmeye devam ediyor. sonuç çok ilginç. normal yaşam süresi 30 gün olan bu sinekler hiçbir genetik müdahalede bulunmadığı halde bilim adamı 70 gün yaşamaya başlıyorlar. iki katından fazla. çünkü doğa sineğe şöyle söylüyor: "eğer çiftleşmediysen ve neslinin devamını sağlamadıysan yaşamaya devam et ki bi gün çiftleşip neslinin devamını sağlayabilesin" ????????????
bu ne şimdi? neslinin devamını sağlamak ne yani? tamam neslinin devamını sağlamak için yaşıyorsun diyelim. sonra? sonra gelen yeni neslin amacı ne o zaman? bu işin sonu nereye varacak? altın nesli mi elde etmeye çalışıyosun? 1000. nesil sinekler evrenin sırlarını mı keşfedecekler? niye niye? sonuçta temel olarak bizim de sinekten pek farkımız yok. çoğumuzun yaşam şekli bi yerde aynı sineklerle. çıkış yolumuz ne öyleyse. neden varolduğunu bilmediğimiz bir şeye sahibiz ama o aslında bizi kullanıyor. aslında biz onun kölesiyiz. aslında o ne isterse biz onu yapıyoruz. peki bizi sineklerden ayıracak şey ne? yoksa ayırmamalı mı? yiyip içip sıçıp çocuk büyütüp ölmeli miyiz yoksa? hayatın anlamı bu mu yoksa? yaşam dediğimiz varlığa göre evet, amacımız tammmmm olarak bu.
aslında ne olmak istediğimi, varlığımı nasıl sürdürmek istediğimi biraz da olsa tasavvur edebilmişsindir. eğer doğanın benden istediğine karşı gelmeden bir hayat sürdürürsem doğa bana bunun ödülünü bir çeşit morfin olarak veriyor. yani hep "ben doğru olanı yaptım, nur topu gibi çocuklarım var, bi işim var, bundan sonra hayatımı böyle sürdürmektir benim amacım ve çocuklarımı güzelce büyütmektir" dersem aptal bünyem tıpkı doğanın emrettiği gibi mutluluk hormonları salgılayarak beni uyutuyor ve yine tıpkı doğanın istediği gibi beni sıradan bir insan yapıyor. çünkü doğa aykırılığı sevmiyor. isyan edeni kurallarıyla yoketmek istiyor. her koldan saldırıyor. bir taraftan toplumsal kurallar, diğer taraftan vicdan ve en kötüsü asıl varolduğu yer olan beyninin içi sana hep yanlışsın diyor. işte bu noktada anlıyorum ki yanlış ya da doğru diye birşey yok. tam bu noktada onunla savaşabilecek gücüm olduğunu anlıyorum. ve birşeyi çok iyi biliyorum ki o da onunla savaşmanın tek yolu yaşamı kendi silahlarını kullanarak öldürmek. başka çıkarın kesinlikle yok. peki bunu nasıl yaparım? yani onun silahlarını kullanırım demek ne demek? şöyle ki
1. kural: kamufle ol ve onun senden istediklerini yapıyomuş gibi görün ki senin asiliğini sezip isyanı bastırmaya kalkmasın.
2. kural: hep kendi kurallarınla oyna ki onun oyununa gelmeyesin.
3. kural: onun kurallarından faydalan ki kendini mutlu hissedebilesin. böylece savaşmaya devam edebilirsin.












Yeni yorum gönder